HEY GİDİ GOCA DÜNYA
Raziye Kölgesiz

Raziye Kölgesiz

HEY GİDİ GOCA DÜNYA

10 Eylül 2018 - 20:13

Hey gidi goca dünya… Nice insanlar geldi geçti, neler gördü neler yaşadı.

İnsanın yılda bir kere olsun kabirleri, hastaneleri ve hapishaneleri ziyaret etmesi tekamülü için faydalıdır derler. Doğrudur da. İnsanız hepimiz ve bu koca dünyada misafiriz, her şey bizim için…

Üniversite yıllarımda, Tıp Fakültesi ile aynı tarihi binada eğitim görüyorduk. Tıptan arkadaşlarla  morga gitmiştik. Çıktığımda herkesle helalleştiğimi hiç unutmam. İşte tam da bu nedenle; gerekçesi ne olursa olsun bugün var yarın yok olacağımız bu dünyada; birbirimizi kırıp dökmeseydik keşke.  Ama yapıyoruz ne yazık ki. 

Son günlerde bir siyasi kutuplaşmadır gitti. Bir seçim oldu ki;  hakaretler, aşağılamalar, hatta küfürler her mecradan hedefi belirli oklar gibi atıldı.  Oysa buna hiç gerek yoktu. Hele de goca dünya gibi geçici, her an değişen bir sebeple… Yarın siyasette neler olacağını biliyor muyuz? Biz komşumuzu, akrabamızı kırıp küserken siyasetçiler kol kola girmiyor mu yeri geldiğinde?...

Siyaset bizi ayrıştırmasın. Bizler aynı topraktan ekmek yiyen, aynı mahalle çeşmesinden su içen, aynı sokaklarda yaşayan insanlarız. Birbirimize daima ihtiyacımız oldu, olacaktır da… Düğünümüzü  akrabayla, eş dostla, konu komşuyla yapıyoruz. Cenazemizi de bu en yakınlarımızla kaldırıyoruz. Sevinçte de kederde de beraberiz. Varsın birbirine çatan, kavga eden, makamı mertebeyi paylaşamayan siyasetçiler olsun. Onlar başka partilere ve hatta kendi içlerinde birbirlerine tahammül edemeyebilirler. Çünkü paylaşamadıkları bir şeyler mutlaka vardır ve bu onlar için hayati öneme sahiptir. Hatta “o”  olmasa “onlar” bir hiçtir. Makam, koltuk hırsı her şeyi yaptırabiliyor müsait olana…

Ama biz öyle değiliz.  Biz istediğimiz gibi düşünmekte, düşündüğümüzü söylemekte özgürüz; lakin bizim gibi düşünmeyen insanlara hakaret etme  , küfür etme hakkına sahip değiliz. Bizim özgürlüklerimiz karşımızdakilerin haklarının başladığı yere kadardır.

Güzel Buldan’ ımızın güzel insanları, her biri bir cevher olan sevgili gençlerimiz; düşüncelerimizi saygı çerçevesinde paylaşmaya devam edelim, bilgilerimizi paylaşalım. Buldan’ a ait, kendimize ait tüm değerlere sahip çıkalım. Bunu da ancak birlikte hareket edersek başarırız.

60’lı yılların gençleri, “birinci” ye para yetiremeyip “ikinci” aldıklarında, Kesdine Deresinin moramıtları arkasına saklanıp içerken de siyaset konuşuyorlardı. Hem en hararetli konuşmalardı. Ama birbirlerine ne küfür ederlerdi, ne hakaret. En ağır sözleri “şaş” tan ileri gitmezdi.  

Sahip olduğumuz çok büyük değerdir kendimize özgü kelimelerimiz. Bunları bir hatırlarsak, çoğu sevgi ve saygıya dairdir. İnsanımızın öfkelisini belli ederken kullandığı öyle kelimeler var ki, hani söyleyenin yüzünü görmeseniz anlamazsınız. “Allah bunu sana soracak” deseniz, karşıdaki bunda bir tehdit algılar ve rahatsız olur. “Allah sora nacabolsa”  cümlesi (Bu tabir Sevgili İbrahim Acıkara’ dan alıntıdır.) öyle akıcı ve yumuşaktır ki; kimse  aynı şekilde hissetmez. Zira içinde bir tevekkül barındırır bu tabir. 

“Süslü, kokana” yerine “kıntışlı” desek daha sevimli bir anlamı olmuyor mu? Hatta “şaş” bile “şaşkın” kadar incitici gelmiyor insana… Biraz saflık barındırıyor içinde. Yoksa en sevdiklerimize “şaş urşan, şaş şukore” der miydik?   Hatta kendimiz için bile rahat kullanır mıydık bu sıfatları? 

“Goca Buldanlı” bana göre övgüdür. İçinde Buldan’ a dair bütün güzellikleri, “goca goca yürekleri” barındırır, “goca dünya” gibi sanki…

Sevgi ve saygılarımla

Av. RAZİYE KÖLGESİZ

Hey gidi goca dünya… Nice insanlar geldi geçti, neler gördü neler yaşadı.

İnsanın yılda bir kere olsun kabirleri, hastaneleri ve hapishaneleri ziyaret etmesi tekamülü için faydalıdır derler. Doğrudur da. İnsanız hepimiz ve bu koca dünyada misafiriz, her şey bizim için…

Üniversite yıllarımda, Tıp Fakültesi ile aynı tarihi binada eğitim görüyorduk. Tıptan arkadaşlarla  morga gitmiştik. Çıktığımda herkesle helalleştiğimi hiç unutmam. İşte tam da bu nedenle; gerekçesi ne olursa olsun bugün var yarın yok olacağımız bu dünyada; birbirimizi kırıp dökmeseydik keşke.  Ama yapıyoruz ne yazık ki. 

Son günlerde bir siyasi kutuplaşmadır gitti. Bir seçim oldu ki;  hakaretler, aşağılamalar, hatta küfürler her mecradan hedefi belirli oklar gibi atıldı.  Oysa buna hiç gerek yoktu. Hele de goca dünya gibi geçici, her an değişen bir sebeple… Yarın siyasette neler olacağını biliyor muyuz? Biz komşumuzu, akrabamızı kırıp küserken siyasetçiler kol kola girmiyor mu yeri geldiğinde?...

Siyaset bizi ayrıştırmasın. Bizler aynı topraktan ekmek yiyen, aynı mahalle çeşmesinden su içen, aynı sokaklarda yaşayan insanlarız. Birbirimize daima ihtiyacımız oldu, olacaktır da… Düğünümüzü  akrabayla, eş dostla, konu komşuyla yapıyoruz. Cenazemizi de bu en yakınlarımızla kaldırıyoruz. Sevinçte de kederde de beraberiz. Varsın birbirine çatan, kavga eden, makamı mertebeyi paylaşamayan siyasetçiler olsun. Onlar başka partilere ve hatta kendi içlerinde birbirlerine tahammül edemeyebilirler. Çünkü paylaşamadıkları bir şeyler mutlaka vardır ve bu onlar için hayati öneme sahiptir. Hatta “o”  olmasa “onlar” bir hiçtir. Makam, koltuk hırsı her şeyi yaptırabiliyor müsait olana…

Ama biz öyle değiliz.  Biz istediğimiz gibi düşünmekte, düşündüğümüzü söylemekte özgürüz; lakin bizim gibi düşünmeyen insanlara hakaret etme  , küfür etme hakkına sahip değiliz. Bizim özgürlüklerimiz karşımızdakilerin haklarının başladığı yere kadardır.

Güzel Buldan’ ımızın güzel insanları, her biri bir cevher olan sevgili gençlerimiz; düşüncelerimizi saygı çerçevesinde paylaşmaya devam edelim, bilgilerimizi paylaşalım. Buldan’ a ait, kendimize ait tüm değerlere sahip çıkalım. Bunu da ancak birlikte hareket edersek başarırız.

60’lı yılların gençleri, “birinci” ye para yetiremeyip “ikinci” aldıklarında, Kesdine Deresinin moramıtları arkasına saklanıp içerken de siyaset konuşuyorlardı. Hem en hararetli konuşmalardı. Ama birbirlerine ne küfür ederlerdi, ne hakaret. En ağır sözleri “şaş” tan ileri gitmezdi.  

Sahip olduğumuz çok büyük değerdir kendimize özgü kelimelerimiz. Bunları bir hatırlarsak, çoğu sevgi ve saygıya dairdir. İnsanımızın öfkelisini belli ederken kullandığı öyle kelimeler var ki, hani söyleyenin yüzünü görmeseniz anlamazsınız. “Allah bunu sana soracak” deseniz, karşıdaki bunda bir tehdit algılar ve rahatsız olur. “Allah sora nacabolsa”  cümlesi (Bu tabir Sevgili İbrahim Acıkara’ dan alıntıdır.) öyle akıcı ve yumuşaktır ki; kimse  aynı şekilde hissetmez. Zira içinde bir tevekkül barındırır bu tabir. 

“Süslü, kokana” yerine “kıntışlı” desek daha sevimli bir anlamı olmuyor mu? Hatta “şaş” bile “şaşkın” kadar incitici gelmiyor insana… Biraz saflık barındırıyor içinde. Yoksa en sevdiklerimize “şaş urşan, şaş şukore” der miydik?   Hatta kendimiz için bile rahat kullanır mıydık bu sıfatları? 

“Goca Buldanlı” bana göre övgüdür. İçinde Buldan’ a dair bütün güzellikleri, “goca goca yürekleri” barındırır, “goca dünya” gibi sanki…

Sevgi ve saygılarımla

Av. RAZİYE KÖLGESİZ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar