NEDEN OLMASIN?
Raziye Kölgesiz

Raziye Kölgesiz

NEDEN OLMASIN?

16 Mayıs 2018 - 19:14

  Buldan insanı kadını, erkeği, çocuğu, yaşlısı genci çalışkandır. Dur durak bilmez, daima üretir.  Tezgah odasında herkese bir yer ve bir iş vardır mutlaka.  Çocuklar, yaşlılar masır sarar, babalar analar tezgah işler, makinede işleme yapar. Yazın evin önünde, kışın tezgah odasında; üslükler, peşkirler kozalanır. Akşam gezmeleri ne güzeldir. Kozasını, üslüğünü, kanaviçesini, dantelini alan hanımlar komşuya, eşe dosta gider gittiği yerde de boş oturmaz.  

Kasnak makinesi Buldan’ a gelmeden önce üslükler biraz büyükçe kasnaklara gerilir elde işlenirdi ,der büyüklerimiz. 

 Kanaviçe de yapardık biz… Bembeyaz popline, “çelenk, bahar dalı, menekşe, sarmaşık, gül motifleri” işlerdik. Hepsi çiçek deseniydi.  Yorgan ağzı, çarşafı, yastığı, karyola eteği takım olurdu. Çeyizlerin vazgeçilmeziydi bu takımlar. Ocak tepesi, ocak örtüsü, kırlent yapılırdı. Bazen çocuk figürleri de işlenirdi. Çeyizler serildi mi gözleri kamaştırırdı. Sonra bu örnekler elden ele dolaşırdı. Hele bir de “ara oyaları” vardı ki, herkesin harcı değildi. Nazilli’ deki, İzmir’ deki yakınlarından kanaviçe ve oya örnekleri alan   hanımlar , bunları kimseyle paylaşmak istemezlerdi. Buldan’da  olmayan bu motifler, sadece kendilerinde olmalıydı, “farklı” olmalıydı. Yeniydi  çünkü o gün için. Aslında bu “benim emeğim, benim eserim” demekti. “bende olan başkasında olamasın”  değildi çoğu zaman. Bu nedenle haklıydı elbet. Eğer kendisi yeni bir motif tasarlayıp işleyebilmiş ise diğerleri de yapabilirdi. Ama eleştirilmekten ve en kibar tabiriyle sitemden nasibini alırdı. 

Sonuç mu ? ..... Eninde sonunda saklanan örnek, mutlaka Buldanlı kızların çeyizine girerdi. Nasıl mı?Bizim insanımız “o sadece benim” demeyi bilse bile, uzun süre bunda ısrar edemezdi. Acılar , sevinçler ,mutluluklar gibi motifler de paylaşılırdı eskiden .

Çulfalıkta da durum farklı  değildi. Tezgahlarda aşağı yukarı aynı tür üslük, peşkir, sofralık dokunur yine benzer modeller kasnaklarda işlenirdi. Herkes bu işin ustaydı elbet. Ancak kendi motiflerini çizip, işleyip öğreten işin ehli, eli öpülesi ustalar da vardı. Şimdi sanayileşti çulfalık. Çok da iyi oldu. Büyük küçük tüm üreticiler ,Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına en güzel Buldan ürünlerini pazarlıyorlar. Hepsini  gönülden kutluyorum. Diyorum ki : İşte tam da burada büyük bir sorun başladı.

 Sorun sanayileşmek değil asla. Sanayileşmek, tek tip, tek kalıp üretime mahkum olmak olmasa gerek… Yeni modeller tasarlayamamak, kendimize özgü desenleri yaratamamak, başkalarını taklit etmek. Hem de her alanda....Sanayileşirken, yeni modeller tasarlayamaz mıyız ?Özgün desen ve modellerimizi,  ortaya çıkarmadan başkalarını taklit etmek zorunda mıyız?

Sadece “mal pazarında” değil her alanda böyle. 

Üreticimiz, rekabetin son derece çetin olduğu tekstil piyasasında; kendi özgün ürünleriyle tutunabilmek, hatırı sayılır bir yer edinebilmek, edindiği yerde kalabilmek için ne kadar emek ve zaman harcıyor, masraflar yapıyor biliyor muyuz?  Büyük bir emeğin sonucu oluşturulan model, desen, motifler, kaliteyle birleşince haklı olarak piyasada tutulmaya başlıyor.

Birçok üretecimiz “helal olsun hemşerimize” derken bir kısım üreticilerimiz de  aynısını alıyor, çoğunlukla daha ucuza mal edip daha ucuza , hemşerisinin müşterisine pazarlıyor. Müşteri de üç kuruş ucuz olanı tercih ediyor elbet…Pazarı paylaşmanın  da etik ve hukuki bir kuralı olmalı değil mi? 

 Ticari, örfi ve hukuki kuralları var bu işin değerli hemşerilerim. Son derece hassas dengeler üzerinde kurulu tekstil/ev tekstili sektöründe yer edinebilmek, edindiği yerde etik anlamda rekabeti koruyup kalıcı olabilmek istiyorsak  kendi içimizde var olan potansiyeli çıkarmalıyız. Komşunun özgün üretimini taklit etmek işin kolay ve etik olmayan yanı.

Oysa gelişmek ve rekabet etmek taklitle değil, ondan daha güzelini tasarlamaya çalışmakla olur. Gelişmek ve rekabet aynı malı aynı müşteriye daha ucuza satmakla değil , daha güzelini farklı pazarlara çıkarabilmekle olur.Güzel ve etik olan da budur.. Bu yönde atılacak her adım, hem kendi işimizin  hem de memleketimizin tanıtımı için son derece kutsal bir gayret olacaktır.

    Kimsenin  dolduruşuna gelmeden, dostane ve birlikte kalkınma ilkesine sadık kalarak gelişmeye ,rekabette etiğe, üretimde özgünlüğe, farklılık ve yeniliğe daha fazla önem verirsek  kazanan  değerli üreticilerimiz olacaktır.

Tekstil pazarını elimizden kapma  potansiyeli güçlü olan  ülkeler olduğunu biliyoruz. Ülkemizdeki hammaddeyi değerine uygun kullanarak kendi insan gücümüzle ve sanatçı yaratıcılığımızla  bu pazara tekrar sahip olabilir ;tekstil piyasasını tekrar canlandırabiliriz. Bu kurtlar sofrasında belki zor...Ama  ticari ve fikri yönden anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp  hak ve hukuka saygılı kalmaya devam ederek ; etik olanı savunarak ,iletişim kurarak ; olumsuzluklara  pozitif  ve  iyi niyetle  yaklaşarak  tatlı rekabet ortamları yaratabiliriz.

     Gelişimi , iletişimi , paylaşımı , etkileşimi toplumun her alanında  sürdürmek gerektiğine inanıyor, tüm hemşerilerimizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar