İKİNCİ HAYATIN BAŞLANGICI : ÖLÜM
Yasin Yıldız

Yasin Yıldız

İKİNCİ HAYATIN BAŞLANGICI : ÖLÜM

01 Mayıs 2019 - 22:32

Kıymetli Okuyucularım!

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Amel bakımından kimin daha güzel davranacağını denemek için hayatı bizlere ihsan eden Yüce Yaradanımıza hamdolsun. Yaşayışıyla İslam'ı anlatan rahmet ve merhamet nebisi Efendimiz Muhammed Mustafa'ya salat ve selam olsun!

Edebiyatımızın önemli simalarından biri olan Cahit Sıtkı TARANCI 35 Yaş şiirinin son kıtasında şöyle der:

Neylersin ölüm herkesin başında

Uyudun uyanamadın olacak

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak

Taht misali o musalla taşında

Şair ilk mısrada sanki şu ilahi fermandan ilham almıştır: "Her canlı ölümü tadacaktır"1 Cenab-ı Allah'ın dışındaki herkes ve her şey için kaçınılmaz sondur ölüm. İnsanoğlu dünyaya gelir; çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık evrelerini geçirir. Ölümün ise nerede, nasıl, kaç yaşında başına geleceğini bilemez. Çünkü Rabbimizin şöyle bir uyarısı vardır: "Hiç kimse nerede öleceğini bilemez"2

Başka bir şair ise öğüt sadedinde şu uyarıda bulunuyor:

وَلدتكَ أمُّك يابنَ آدمَ باكيا

والناسُ حَولك يضحَكونَ سرورا

فاحرِص على عملٍ تكن إذا بكوا

في يومِ موتِك ضاحِكا مَسرورا

Ey Ademoğlu!

Annen seni dünyaya getirdiğinde ağlıyordun. Etrafındaki insanlar da sevinç ve mutluluktan gülüyorlardı, seviniyorlardı. Dünya hayatındayken öyle işler yap ki öldüğün gün sen sevinçli, mutlu ve huzurlu ol! İnsanlar da arkandan ağlasınlar.

Ruhla bedenin birbirinden ayrılması demek olan ölüm, dünya hayatının sonudur. Lakin ölüm yok olup gitmek değil, dar dünyadan daha geniş bir aleme göç etmektir. Mü'min için ölüm, sevgiliye ve sevdiklerine kavuşmadır. Mü'min Hz. Mevlana'nın dediği gibi ölümü şeb-i arus yani düğün gecesi, sevgiliye kavuşma anı olarak kabul etmelidir. Ölüm, görünüşte her ne kadar sona ermek, yok olup gitmek ise de hakikatte ikinci bir doğuştur. Anne karnındaki

bebeğin müddeti dolunca dünyaya ve yeni bir hayata erdiği gibi insan ölümle yeni ve ebedi bir hayata başlar.

Çevremizde ölüm hadiseleriyle karşı karşıya geliyoruz. Tanıdıklarımızdan, komşularımızdan ve akrabalarımızdan bu dünyada yaşama müddetini dolduranlar gerçek dünyaya gidiyorlar. Allah cümle geçmişlerimize rahmetiyle muamele eylesin. Acaba ilahi ferman gereğince bu dünyadan ayrılanlar bize ahireti hatırlatıyor mu? Ölüm için ne kadar hazırlıklıyız? Ahiret azığımız olan salih ameller terazi kefesinde ağır basacak mı? Nefes alıp vererek bir adım daha yaklaştığımız ölüm bizi ibadete yaklaştırıyor mu? Peygamber-i Zişan Efendimizin buyurduğu gibi Allah Teala tarafından sorguya çekilmeden kendimizi sorguya çekerek otokontrol yapıyor muyuz?

Ahireti hatırlatması için kabristanlıkları ziyaret etmeyi tavsiye buyuran Peygamberimiz (s.a.v),3 arefe ve bayram günleri dışında cuma veya cumartesi günleri de kabir ziyareti yaparlarmış. Kabir ziyaretinde kabrin demirlik ve taşlarını öpmek, mum yakmak ve bez bağlamak kabir ziyaretiyle bağdaşmaz. Kabirlerin üzerine oturulmaz, yatılmaz ve kabirler çiğnenmez. Kabirlere karşı namaz kılınmaz ve ölülere adak adanmaz. Ziyarette Yasin, Tebarake (Mülk), İhlas, Felak, Nas ve Fatiha sureleri okunabilir. Okunan Kur'an-ı Kerim'den hasıl olacak sevap cenazenin ruhuna bağışlanır ve affedilmesi için dua edilir. Allahü Teala kabir azabından, mahşer gününün sıkıntısından uzak eylesin. Cennete götürecek işleri yapabilmeyi nasip eylesin. Yaklaşan Ramazan-ı Şerif'i arınmamıza, cehennemden azad olmamıza ve takva azığını edinmemize vesile eylesin.

Allah'a Emanet Olun!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar